''Yapaylıktan uzak, içindeki her şarkının kendi başına bir karakteri / anlatacak bir hikayesi olan bir albüm ‘Aphrodite’ ''
“It’s the truth, it’s a fact, I was gone and now I’m back,” şeklinde kendinden emin yola devam ettiğini söylüyor Avustralyalı seks tanrıçası
Kylie Minogue, 11. stüdyo albümünün isim şarkısı
Aphrodite'de. Sanırım, benim bu sene en çok merakla beklediğim albüm Aphrodite idi ve o beklediğim tazeliği albümde yakalayabildim. Mutluyum. Kylie, 11. stüdyo albümünde daha birbiriyle uyumlu, bir şarkıyı çıkarsan Jenga gibi devrilecekmiş hissini veren bütünleşmişliği yakalamaya çalışmış, ki çok da doğru bir adım olmuş. Açılışı ''All the Lovers'' ile neden yapmış olduğunu, albümü tamamen dinledikten sonra, daha iyi anlıyoruz. Silahın tetiği gibi albümü ateşleyen All the Lovers'dan sonra, şarkılar çorap söküğü gibi ardı arkası kesilmeden akıyor. Madonna'nın 'geri dönüş' albümü olarak nitelendirilen ‘
Confessions on a Dance Floor‘un beyni, yaratıcısı, prodüktörü
Stuart Price ile
Aphrodite albümünde çalışan Kylie, 2007 çıkışlı ‘
X‘ albümünün olumsuz etkilerini silip atıyor. Barda, clubda dans ederken, hayatınızı 43 dakikalığına unutabileceğiniz, sizi rahatsız etmeyen ve hoşça akıp giden bir deneyim yaşamanızı amaçlıyor Minogue ve Price.
Aphrodite albümü
“All The Lovers” ile neşeli bir başlangıç yapıyor. Zarif sözleriyle, daha içine kapanık bir synth-pop ile yükselen bir electronica arasında gidip gelen bir şarkı. Aslında, diskin en etkili anlarından biri bu şarkıya ait, ama belki de albümün ilk teklisi olarak çıktığı için öyle düşünüyoruz. Neyse çok düşünmeye gerek yok, çünkü ardından sonbaharda çıkması planlanan ikinci tekli
“Get Outta My Way” geliyor. Britney Spears'ın da peşinden çok koştuğu, son zamanların büyük pop şarkılarından biri olacak olan bir tekli kendisi, ki bence albümün en 'olmuş' parçası da budur. Fever albümünden fırlamışcasına olan prodüksüyonu, bir dans parçasını pop müziğin duyarlılığıyla birleştirmiş. O, meydan okuyan tarzıyla ve üşengeç sevgiliyi def eden sözleriyle, “Get Outta My Way” bağırıyor ''Ben bir HİTim'' diye !
“Put Your Hands Up (If You Feel Love)” diğer bir parça, şarkıya direkt sözlerle giriş yapan. Aphrodite albümünün ''Love at first sight'' görevini üstlenmiş, basları ve synthleri ile zaten benzerlik göstermekte Fever albümü şarkısına. “Put Your Hands Up” tam bir dans parçası, özellikle nakarattaki dinamizmi ve sözleri nedeniyle. Gerçekten, hayal edebiliyorsunuz, bir elde içkiler, diğer eller havada, kısmen zıplıyorsunuz falan. Şarkının tek sorunu, bir önceki şarkının ardından gelmesi; sizin üzerinizdeki etkisinin azalmasına neden oluyor. Bağımlılık yapan ilk 3 şarkıdan sonra, tempo biraz daha düşüyor, albüm biraz daha karanlık ve hipnotik bir havaya giriliyor
“Closer” ile. Uzay çağındaymış gibi bir his yaratan orta tempo şarkı, Fischerspooner ve Pet Shop Boys'un ortak prodüksiyonu gibi adeta. Şarkının nakaratta vokallerle patlayarak, Aphrodite'nin en dokunaklı anlarını yaşatıyor - özellikle de kulaklıkta dinlediğinizde başka alemlere gidiyorsunuz. Bu şarkıya özetle, aşkın seksle uzay çağında birleşimi diyelim.
Temponun en düşük olduğu, ama umutlandırıcı etkinin zirveye çıktığı şarkı
“Everything is Beautiful” da Kylie, İngiliz prodüktör Fraser T.Smith'i işin başına geçiriyor, Tim Rice-Oxley'e kalemi veriyor. Avustralyalı kızımız, bu şarkıda bir hayli romantizm yaşatıyor biz sevgili dinleyicilere, ve aşkını dile getiriyor sevgilisine : “If I lie with you long enough, I can see the things I’m dreaming of… The things I fear fade to black…”
. Güzel bi aşk şarkısı. Söylemeden geçemeyeceğim, şarkının köprü kısmında, aynı 'Grace' vokalleri yapıyor, bense her defasında gülüyorum :) Albümün isim şarkısı, içlerinde euro-dance tarzının dışına çıkamaya cesaret etmiş olan
“Aphrodite”, her ne kadar Gwen Stefani/Fergie tarzında bi şarkı olsa da. Kylie genellikle 2.likleriyle meşhur olmuş bir sanatçı olmasına karşın, ''Aphrodite''de tamamen bir diva havasında, neden dünyanın en büyük pop starlarından biri olduğunu kanıtlıyor dinleyiciye. Nerina Pallot imzalı şarkı, ilk dinlenildiğinde
Heartbeat Rock davullarına sahipmiş gibi görünüyor. Ancak bana kalırsa, şarkı albümün en iyileri arasında ve 3. tekli olması muhtemel.
Kylie ikinci kez oltayı atıyor ve anında yakalıyor bizi.
“Illusion” tamamen sample'ı ile insanı yakalayan, düzenbaz sevgiliye yazılmış bir şarkı. Depeche Mode'un 'Enjoy the Silence' havasına sahip, bir yandan da Pet Shop Boys aranjesi eklenmiş gibi, ortaya karışık bir şarkı kendisi. Illusion öyle bi şarkı ki, gece dans pistinde arkadaşlarınızı kaybetmişsiniz ve tanımadığınız bi ton insanla çevrilmiş etrafınız. Kafanız karışık, belki biraz da üzgünsünüz olanlardan, ama aynı zamanda içten içe mutlusunuz çünkü bundan daha kötüsü olamaz, iyileştirmek için şansınız var. Böyle bi karmaşanın ardından, albümden sızan ilk şarkı, 'Body Language' tarzıyla
“Better Than Today” oluyor. Bu retro-dance parçası, İngiliz şarkıcı ve sözyazarı Nerina Pallot'a ait. Prodüktör kocası Andy Chatterley ve, tabi ki, Stuart Price düzenlemede yardımcı. Country tarzındaki bi şarkı, ancak bu kadar insanı anında yakalayan dans parçası haline gelebilirdi, “Better Than Today” ile.
Şarkıyı duyduğunuz anda Calvin Harris'in parmağının olduğunu anladığınız, Jake Shears ile paslaşılarak ortaya çıkan electropop tarzında
“Too Much”, albümün önde gelen parçalarından. Sözlerle melodinin tamamen örtüştüğü, albümdeki parçalardan en çok dile dolananı, belki biraz
In My Arms tarzında ama kesinlikle çok daha yakalayıcı. Şarkı yavaş yavaş nakarata doğru inşa ediliyor ve nakaratta patlıyor, anında zehrini enjekte ediyor size. Basları ve gitar riffleri ile birazcık Cheryl Cole'un '3 Words' şarkısını ve Robyn'in şarkılarını anımsatsa da
“Cupid Boy”, Kylie'nin İngiliz electro-club kraliçesi Luciana ile ortaya çıkardıkları, seks ile astronomiyi hareketli ritmlerin üzerinde kıyasladıkları yapıt. Eğer “Closer” biraz duygusal ve dokunaklıysa, “Cupid Boy” (Eros) direkt sizi kalbinizden vuruyor.
Eros'tan darbeyi alan Kylie ipleri tekrar eline alıyor ve optimist bi kafaya sokuyor bizi.
“Looking for an Angel” albümün sunabileceği en iyi şarkı değil, hatta olmasa da olur dediğimiz tek şarkısı, ama albümün geri kalanına iyi ayak uyduruyor ve Kylie'nin enerjisini aktarmada başarılı oluyor. ‘Aphrodite’ albümünün kapanış parçası
“Can’t Beat the Feeling”, güzel bir dans-çaların başarılı bir eller havaya şarkısı. Bu mutlu son ile tekrar mutlu başlangıç şarkısı “All the Lovers”a devam ediyorsanız, bıkmadan dinleyebileceğiniz bir uzunçalara sahip olmuşsunuz demektir.
Birçok sanatçı tekerleği tekrar icat etmeye ya da yeni trendler oluşturmaya çalışırken, tam tersine Kylie bildiği işi devam ettirmeye, electropop & dance müziğinin sevilen bir albümünü yapmaya odaklandı. Tamamen bir başyapıt değil, inanılmaz bir yenilik/reform da yok içinde, hatta Kylie de dünyanın en heyecan verici sanatçısı değil. Aphrodite'yi iyi kılan, onu güzel yapan da bu özellikleri zaten. Yapaylıktan uzak, içindeki her şarkının kendi başına bir karakteri / anlatacak bir hikayesi olan bir albüm ‘Aphrodite’. Yılın şu zamana kadar çıkan uzunçaları arasında, sığ sözlerine rağmen akılda kalıcı sampleları ile dinleyiciyi en yakalayanı, hatta en dans ettireni.
Öne Çıkan Parçalar:
1. Get Outta My Way
2. Too Much
3. Aphrodite